id=”6v5mj7″
En Son İl Olan Şehrimiz: Bir Genç Yetişkinin Bakış Açısı
Bugünlerde bir şeylere başlamanın zorluğu hakkında daha fazla düşünüyorum. Her şey bir adımla başlar ama o ilk adım, her zaman kolay değildir. Geçen hafta Kayseri’deki bir kafenin pencere kenarına oturmuş, dışarıdaki hayatı izlerken birden aklıma geldi: “En son il olan şehrimiz hangisiydi?” Bu basit ama bir o kadar derin soruyu sormam, sanırım yıllar içinde yaşadığım değişim ve gelişimi düşünmemle alakalıydı. Bu şehirde doğmuş ve büyümüş biri olarak, hayatımda pek çok şey değişti ama bazı şeylerin durduğunu, geriye gittiğini hissediyorum. O an fark ettim ki, şehirler ve insanlar bazen birbirine çok benzer. İkisi de büyür, değişir, ama bazı zamanlar da sabit kalır.
Bir Kahve, Bir Anı: “En Son İl Olan Şehir” Sorusu
Bir gün ofisten çıkıp, Kayseri’nin o en sevdiğim kafesine gidip kahvemi almıştım. Hava biraz serindi, tam da bu mevsime uygun bir sıcaklık. O anda gözlerim dışarıdaki kalabalığa kayarken birden aklıma geldi: En son il olan şehrimiz hangisiydi? Küçüklüğümden beri şehirlerin büyümesini, yeni illerin kurulmasını hep merak ederdim. Ama o gün, bu sorunun sadece bir merak değil, aynı zamanda hayatımın bir parçası olduğuna karar verdim. Çünkü şehirlerin büyümesiyle bizlerin de büyüdüğünü fark ettim. Hem de çok derinden.
Biraz telefonuma bakmaya başladım. Tüm dünyada her şey değişiyor, yeni şehirler kuruluyor, eski olanlar tarihe karışıyor ama bizim ülkemizde son olarak il olan şehir hangisiydi? Hemen interneti açtım, ama tam o sırada bir ses içimdeki bir köşeden “Unutma, sen de değişiyorsun,” dedi. Bu şehirlerin değişimiyle, bizim değişimimiz arasında aslında çok derin bir bağ olduğunu fark ettim. Bir şehre baktığınızda, o şehri kimlerin sevdiğini, kimlerin terk ettiğini, ne kadar büyüdüğünü, ne kadar küçüldüğünü anlarsınız. Bunu anlamak, belki de bir insanı anlamaktan çok daha derin.
Bir Anın İçinde Geçen Zaman: Ardahan
Telefonuma bakarken bir şey fark ettim: En son il olan şehrimiz, 2012 yılında Ardahan’dı. Evet, Ardahan… İçimi bir sıcaklık sardı. Bir anda, şehrin o soğuk havası, o yumuşak kar, o uzak, derin sessizlik gözlerimin önüne geldi. Ardahan’ın il olması benim için pek çok şeyi hatırlatıyordu. O zamanlar ne kadar heyecanlandığımı, yeni bir şehre, yeni bir döneme adım atmanın anlamını hissetmiştim. Kendi adıma, illerin büyümesi, yeni adımlar atması, bana hep umut vermiştir. Kendi hayatımda da adım adım büyüyordum ama bazen bu büyümenin çok acı veren, zorlu yanlarını da görüyordum.
İçimden, “Gerçekten bir il olmak bu kadar önemli mi?” diye geçirdim. Ardahan’ın il olmasının ardından geçen yıllarda, şehirde ne kadar değişiklik olmuştu? Bu soruyu kendime sormamın, hep böyle bir ihtiyacımın olduğunu düşünüyorum. Her şehrin kendine has bir zamanı vardır; büyüme zamanı, küçülme zamanı… Yeri gelir sevinçle, yeri gelir hayal kırıklıklarıyla. Ancak her halükarda, her yeni il kurulduğunda, toplumun bir parçası olduğumuzu hatırlatıyor. Ardahan’ın il olması, sadece o bölgedeki insanları değil, tüm Türkiye’yi etkileyen bir değişimdi. Ve ben, bu değişimi aslında içsel olarak da yaşıyordum.
Bir Şehri İzlemek: Kayseri’nin Büyümesi
Biraz daha düşündüm. Kayseri, doğduğum ve büyüdüğüm şehir. Burası da zaman içinde değişti, büyüdü. Birçok yer yeniden yapıldı, yeni projeler başladı, ama bazen en çok hayal kırıklığına uğratan şey, şehirlerin “büyüdükçe” kimliklerini kaybetmesiydi. Her köşe başındaki alışveriş merkezleri, parklar, modern binalar… Hepsi güzel, hepsi büyük. Ama bu değişimle birlikte, Kayseri’nin gerçek ruhu kaybolmuş gibi hissediyorum. Zaman zaman sokaklarda yürürken, o eski Kayseri’yi, eski sokakları, eski kahvehaneleri arıyorum. Bazen, yeni inşa edilen bir binanın hemen yanında eski bir yapı olmalıydı. O eski yapının yanındaki o eski insanların yaşadığı sokaklar, o ruh, kayboluyor gibi. Bir şehri izlerken, onun sadece fiziksel olarak büyümesini değil, ruhunun büyümesini de görmek istersiniz. Ama bu, kolay bir şey değil.
O sırada iç sesim devreye girdi: “Ya sen, sen de değişiyorsun, zamanla büyüyorsun. Eskiden buralarda oynadığın sokaklarda artık yürüyen biri değil, bir yetişkinsin.” Ben de gülümsedim. Evet, artık gerçekten büyüdüm. Bu şehirde, büyürken gördüğüm her değişim, aynı zamanda içimdeki değişimi de anlatıyordu. Kayseri’nin büyümesi, beni de büyütmüştü. Ama bazı şeyler hala değişmeden kalıyor, değil mi? Mesela, hala bazen o eski, küçük sokaklarda kaybolmuş gibi hissediyorum.
Gelecek ve Yeni Şehirler: Her Şeyin Bir Zamanı Var
Bir şehri büyütmek, ona sadece yeni binalar yapmak değil, insanları bir araya getirecek duyguları da yaratmaktır. Yeni şehirler, yeni adımlar atarken, insanlar aynı zamanda eski kimliklerini de kaybetmemelidir. Bunu düşündükçe, şehirlere, hatta kendi hayatıma bakış açım değişiyor. O yüzden belki de, “En son il olan şehrimiz hangisiydi?” sorusunun yanıtı, sadece bir bilgi değil, aynı zamanda bir büyüme hikayesinin parçasıdır. Ve evet, Ardahan 2012’de il oldu ama bu sadece bir dönüm noktasıydı. Her yeni il, yeni başlangıçlar, yeni umutlar taşıyor. Kim bilir, belki bir gün bir şehir daha büyür ve o şehirde ben de o eski ruhu bulurum.
Sonuç: Kayseri’den Ardahan’a Bir Yolculuk
Sonuç olarak, bir şehri izlerken onun büyümesini, değişmesini görmek kadar insanı düşündüren bir şey yok. Ardahan’ın il olması, Kayseri’nin büyümesi ve belki de bir gün bir başka şehrin il olması, hepsi farklı noktalarda birleşiyor. Çünkü şehirler, bir anlamda bizlerin büyümesinin, hayal kırıklıklarının ve umutlarının bir yansımasıdır. Ardahan 2012’de il oldu, ama benim için o tarihlerde bir şehirde yaşamak, zamanla büyümek ve değişmek, aynı anda anlamlı bir şey haline geldi. Kim bilir, belki de bir gün Kayseri de bir il olacak… Ya da belki ben, Kayseri’deki bir başka kahvemi içerken, başka bir şehirdeki değişimi izliyor olacağım. Ama her halükarda, değişim ve büyüme hep bir arada gelir.