İçeriğe geç

Cennetin içinde neler var ?

Cennetin İçinde Neler Var?

Ve Nasıl Olabilir?

Evet, hepimizin kafasında bir “Cennet” tasviri vardır. Hani o bildiğimiz klasik Cennet. Beyaz bulutların üzerinde uçarak gideceğimiz, altın tabaklarda yemeklerin servis edildiği, tüm gün boyunca “iyi” hissettiğimiz yer. Ama bir de gerçekçi düşünelim… Eğer Cennet gerçekten var olsaydı, içinde neler olurdu? Ne tür bir “tasarım” söz konusu olurdu? Ben de bu soruyu bir arkadaşımın evinde, soğuk bir kış akşamı, çay içerken sordum kendime. Tabii ki, kendimle dalga geçmeyi unutmadım.

Cennette Ne Var? Tabii ki Öncelikle Wi-Fi

Cennetin içinde neler var? Tam olarak neyi bekliyorsunuz? Belki de içimden gelen ilk sorulardan biri şu: “Wi-Fi var mı?” Cennet’i düşündüğümüzde, burası tıpkı Instagram’ın en güzel halini hayal ettiğimiz bir yer gibi olabilir. Yani “ilk ayakkabını almadan önce gerçekten içindekilere bakabilirsin” kuralı gibi, Cennet’i önce teknolojiyle tanımlayalım. Wi-Fi’nin olmadığı bir yer, zaten “Cennet” falan olamaz. Öyle değil mi?

Mesela, Cennet’e girmeden önce şöyle bir şey yaşanıyor olabilir:

Ben: “Merhaba, Cennet’e hoş geldiniz. Nasıl yardımcı olabilirim?”

Cennet Görevlisi: “Hoş geldiniz! Öncelikle şunu belirtelim, burada internet var ama Instagram’a giremiyorsunuz.”

Ben: “Güzel ama Wi-Fi parolası nedir?”

Evet, evet… Gerçekten Cennet’te Instagram’a giremiyorsak, ne anlamı kaldı? Neyse, bunu geçiyorum, Cennet’in Wi-Fi’si olsun da, diğer “özellikleri” hakkında da bir konuşalım.

Sonsuz Kahve ve Çekirdek Sorunları

Şimdi, Cennet’te elbette kahve olmadan bir şeylerin tamamlanması mümkün değil. Hani “sonsuza kadar taze kahve” fikri var ya, işte bu Cennet için de geçerli. Burada kahve hiçbir zaman soğumaz, hiçbir zaman biter, bir fincandan asla da tükenmez. Ama… Yine de böyle bir dünya var mı? Cennet’te kahve içmek demek, her bir yudumda “yeni” bir başlangıç yapmak gibi. Tabii, bir de küçük bir sorun var: Çekirdek sorunu.

Cennet Görevlisi: “Cennet’te hiçbir şeyin sonu yoktur, ama lütfen çekirdekler için bir alan bırakın, rahatsız olabiliyoruz.”

Ben: “Ama bu çekirdekler, Cennet’teki her şeyin en büyük eğlencesi! Kırmadan yemem ki ben…”

Çekirdek, Cennet’teki birinci dünya problemi olabilir. Yani, çekirdek yiyenleri uyarma göreviyle kimse başa çıkamaz. Çekirdek ve kahve, birbiriyle tabii ki uyum içinde olmalı. Ama arada bir “daha fazla çekirdek al” diyen biri olur. İşte o zaman Cennet’te bambaşka bir stres başlar.

Sürekli “Senin Yerin Ne Kadar Lüks?” Diye Sorulmaz!

Evet, Cennet’te en sevmediğim şeylerden biri bu olurdu: “Senin yerin ne kadar lüks?” sorusu. Çünkü Cennet’te herkes eşit olmalı. Gözlerim açık ve zihinim ferah, ama yine de düşünmeden duramıyorum. “Hadi canım, Cennet’te yerin lüks olmasın?!”

Hayal edin, Cennet’teyiz, arka planda müzik çalıyor ve herkes “İyi ki burada mıyız?” diye düşünürken, biri size soruyor:

Cennet Görevlisi: “Senin yerin 5 yıldızlı mı, yoksa 4 yıldızlı mı?”

Ben: “Cennet’te yıldızlı ne demek? Ben sadece nehir kenarında gölgesinde uyumak istiyorum…”

Gerçekten Cennet’te böyle bir soruyla karşılaşmamız gerektiğini sanmıyorum. Bir bakıma, orada herkesin “yer”inin ve “pozisyonunun” birbirinden farklı olmaması gerekir.

Herkesin Kafasında Bir “Hayalet” Var mı?

Bir başka sorum da şuydu: Cennette “hayaletler” var mı? Bu biraz karışık, çünkü hayaletlerin olduğu yer Cennet olamaz gibi. Ama bana kalırsa, en güzel hayaletler de burada yaşar. Yani, o kadar harika, o kadar mutlu olursun ki, hayaletler bile senin yanında huzur bulur.

Cennette “hayaletler” de olabilir, ama onlar korkutucu değil, sadece bir tür “ilham perisi”. Hani bazen düşündüğümüz zaman, hayatın anlamını bulamıyorsak, işte o hayaletler gelir, sana yeni fikirler ve güzel duygular bırakır. O zaman, gerçek Cennet’in aslında ne olduğunu daha net görürüz.

Cennet’te Yavaş Yavaş Yaşamak

Cennet’te zaman durmaz diyorlar, ama ben buna pek katılmıyorum. Gerçekten Cennet’te zamanın hızla akması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden, herkesin bir “yavaşlama” zamanı olmalı. Kendi hayatımızda stresli olduğumuzda, Cennet’te bu rahatlama anlarını yaşayacağız. O rahatlama anlarını içimden gelen iç seslerle anlatacağım:

İç Ses: “Hayat mı? Bunu Cennet’te bırak! Yavaşla ve sadece nefes al… Cennetteki ilk çayı iç.”

Ben: “Evet, şimdi bu anı gerçekten hissediyorum. Cennet, bunu hak ediyorum!”

Bazen hızla geçen günler, yavaşlatılmış bir zamanı yaratmak gibi olmalı. Cennet’te de zamanı yavaşlatmanın, tüm düşüncelerimizi bir kenara koymanın zamanı olmalı.

Cennet’te Müzik ve Dans Etme İhtimali

Ve evet, en son olarak, Cennet’te mutlaka müzik olmalı. Müziksiz Cennet hayal bile edilemez. Cennet’in içerisine bir orkestra koymamız lazım. Hani bazen dans etmeyi düşündüğünüzde, o “yavaş” ve huzurlu müzik gelir ya, işte tam da Cennet’te böyle bir şey olurdu. Yalnızca o müzikle gülümsersiniz.

Cennet Görevlisi: “Hadi bakalım, şimdi herkes dans etsin. Ama dikkatli olun, burası Cennet, fazla yorulmayın!”

Ben: “Durun, biraz daha düşünelim. Bunu harem dansıyla denesek?”

Evet, dans etmek Cennet’te de var. Ama yaparken de biraz kendi dans figürümüzle dalga geçebiliriz. Sıkıcı bir Cennet’te kimse dans etmez, değil mi?

Sonuç olarak, Cennet’i Her Yönüyle Tasarlayalım

Sonuç olarak, Cennet’i düşündüğümüzde pek çok komik, ilginç ve yaratıcı fikir ortaya çıkıyor. Wi-Fi’den çekirdek sorunlarına, kahveden hayaletlere kadar, Cennet’te olması gereken bir sürü şey var. Ama bir tek şey kesin: Cennet’te her şey olması gerektiği gibi olmalı ve bu “her şey” tam olarak biziz!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!